ATATÜRK GENCİSİN DEĞİL Mİ ? ASİL KANLI BİR TÜRKSÜN DEĞİL Mİ ? O ZAMAN OKUMAYA DEVAM ET. 2.Dünya savaşının yeni bittiği sıradan bunalımlı günkerden biriydi o gün.TBMM ve Cumhuriyet çoktan kurulup,ilan edilmişti.MUSTAFA KEMAL PAŞA cumhurbaşkanı,İsmet İnönü’nün başbakan olduğu zamanlardı.Savaşın durmasına rağmen İngilizlerin İstanbul’u işgal etmek istediklerinin farkındaydı MUSTAFA KEMAL.İşte günlerden bir gün İngiltere Ankara’ya(Meclis’e) bir elçi yolladı,bir ingiliz elçisi.MUSTAFA KEMAL PAŞAMIZLA görüşmeye gelmişti o elçi.Görüşmeleri tamda şöyle oldu.MUSTAFA KEMAL,elçinin Ankara’ya kadar gelmesinin nedenini sıradan,durgun bir ses tonuyla sormuştu.İngiliz elçi “İstanbul’a girmeye karar verdik,Paşam.Sizi bilgilendirmeye geldim.” dedi.MUSTAFA KEMAL hafif bir tebessüm edip hiç bir şey söylemeden telefon ahizesine yönelip yavaş bir şekilde telefon tuşlarını çevirdi ve “Uygun kıyafetlerinizi takınıp odama gelir misiniz,İsmet Paşam?” deyip ahizeyi yerine bıraktı.1 dakika boyunca boğan bir sessizlikte elçiyle hiç konuşmadan beklemişlerdi.Kapı tıklandı.İsmet İnönü asker kıyafetleriyle aniden içeri girdi.İngiliz elçi başbakanı asker kıyafetleriyle görünce irkildi daha sonra tekrar sakin bir havaya büründü.İşte o an MUSTAFA KEMAL sadece şu iki kelimeyi söylemişti “Buyrun girin.” dedi.Pek anlamlı gelmedi şuan,anlamadınız biliyorum.Açıklayayım; Bir başbakanın asker kıyafetleri giymesi SAVAŞ İLANI demektir.KISACASI MUSTAFA KEMAL MÜKEMMEL BİR İNSANDI,TARTIŞMASIZ.Şimdi gelip patlak bir ampülle koskoca bir ADAMI karşılaştırıyorsanız sizin damarlarınızdaki asil kana yazık.Yazık ve ayıp.TEŞEKKÜRLER.
o değilde 375 kişi rb yapmış; ya okumamışlar ya da tarihle uzaktan yakından alakaları yok. 2. dünya savaşı bittiğinde Atatürk yaşıyor muydu diye sorarlar.
(Kaynak: sixpacklisirine, kabusunuyasayankiz gönderdi)
hoşuna gitmeyen bi cevap aldıysa demek ki
daha da bişi dememe gerek yok bu yarrak beyinliye
güzel ayar
(dumanparamoremylife gönderdi)
Merhaba! Size bitmeyen hikâyemi anlatmaya karar verdim. 7. sınıfa giderken arkadaşlarımla web kamerasında görüşmek,yeni insanlarla tanışıp konuşmak istedim. O zamanlar “harikasın”, “güzelsin”, “mükemmelsin” gibi tepkiler alıyordum. Sonra vücudumu görmek istediler. Ben de yaptım. 1 yıl sonra. Facebook’ta bir mesaj aldım. O adamdan… Beni nerden tanıdığını bilmiyorum. “- Benim için bir gösteri yapmazsan göğüslerinin fotoğrafını internete koyacağım” diyordu. Adresimi, okulumu, akrabalarımı, arkadaşlarımın soy isimlerini biliyordu. Sonra Noel tatilinde , sabahın 4’ünde kapım çalındı. Kapıdakiler polisti. Fotoğrafım herkese gönderilmişti. Bunun üzerine gerçekten çok hastalandım ve bunalım, majör depresyon ve panik bozukluğu yaşamaya başladım. Sonra taşındım ve uyuşturucu ve alkol almaya başladım. Bunalımım daha da arttı. Dışarı çıkamıyordum. Bir yıl geçtikten sonra o adam benim yeni arkadaş listem ve okul bilgilerimle tekrar karşıma çıktı. Fakat bu defa yeni bir facebook sayfası açmıştı.Göğüslerimi profil fotoğrafı olarak koymuştu. Her gece ağladım, tüm arkadaşlarımı ve toplumdaki saygınlığımı bir kez daha kaybettim.Sonra kimse istemedi beni. Lâkap taktılar, yargıladılar… O fotoğrafı asla geri alamam. Sonsuza dek orada.Kendimi kesmeye başladım. Bir daha asla diye kendime söz verdim.Hiç arkadaşım yoktu ve öğle paydoslarında tek başıma oturuyordum. Bu yüzden yine okul değiştirdim.Yeni okulun kütüphanesinde de her gün öğle paydosunda , yalnız oturmaya devam etmeme rağmen her şey daha iyiydi.Bir ay sonra benden yaşça büyük bir erkek arkadaşımla konuşmaya başladım. Birbirimizle mesajlaşmaya başladık ve beni beğendiğini söylemeye başladı.Beni inandırdı. Bir kız arkadaşı vardı. Sonra bana “- Kız arkadaşım tatilde, gel takılalım” dedi. Ben de yaptım. Büyük hataydı.Benimle birlikte oldu… 1 hafta sonra “okulun dışına gel” diye mesaj gönderdiler. Kız arkadaşı, onun da içinde olduğu 15 kişiyle okula geldi.Kız arkadaşı ve diğer ikisi yeni okulumun ve orada bulunan 50 kişinin önünde “- Etrafına bak, kimse seni istemiyor!” dediler.O sırada adamın biri “- Eline geçirmişken yumrukla!” diye bağırdı. Kız da öyle yaptı… Beni yere itti ve birkaç kez yumrukladı.Çocuklar herşeyi kameraya aldılar. Tamamen yalnızdım ve yerde öylece bırakıldım.Bu dünyada kendimi bir şakaymış gibi hissettim. Kimsenin bunu haketmediğini düşündüm.Tek başıma kalmıştım. “- Benim hatam ve benim fikrimdi” diye yalan söyledim.Onun üzülmesini istemedim. Beni gerçekten sevdiğini zannettim. Fakat onun tek istediği bedenimdi. Birisi “- Eline geçirmişken yumrukla!” diye bağırdı.Öğretmenler koşturdu fakat ben oradan uzaklaştım ve babam beni bulana dek bir hendekte yattım.Fena bir şekilde ölmek istedim. Babam beni eve getirince çamaşır suyu içtim.Olanlar beni içten içe öldürmüştü ve böylece gerçekten ölürüm diye düşündüm.Ambülâns geldi, beni hastaneye götürdü ve midemi yıkadılar.Eve geldikten sonra facebook’ta tek gördüğüm: “- Bunu haketti” “- Kafandaki çamuru yıkadın mı?” ve “- Umarım ölmüştür” oldu. Kimsenin umurunda değildim. Annemin yaşadığı şehire taşındım.Başka bir okula başladım. Hayata tutunmak istediğim için kimseden davacı olmadım.Aradan 6 ay geçti… İnsanlar beni etiketleyerek çamaşır suyu, clorex ve hendek fotoğrafları paylaşıyorlardı.Hayli de iyiye gidiyordum. Dediler ki:”- Farklı bir çamaşır beyazlatıcı denesin.” “- Umarım bu kez ölür.” ve “- O kadar aptal değil.” ”- Umarım bunu görür ve kendini öldürür.” dediler.Neden buna maruz kalıyorum? Herşeyi berbat ettim fakat neden peşimdeler? Sevgili şehrini terkettim. Şimdi sürekli ağlıyorum. Her gün “neden halâ bu dünyadayım?” diye düşünüyorum.Şu anda feci şekilde bunalımdayım. Bu yaz hiç dışarı çıkmadım.Her şey geçmişim yüzünden. Hayatım asla düzene girmeyecek.Okula gidemiyorum. İnsanlarla tanışıp bir araya gelemiyorum. Sürekli kendimi kesiyorum.Gerçekten depresyondayım. Şu an anti-depresan kullanıyor ve gözetime tabî tutuluyorum.Ve bu yaz bir ay önce aşırı doz yüzünden 2 gün hastanede yattım.Tıkandım kaldım… Şimdi benden geriye ne kaldı…Hiçbir şeyin sonu gelmiyor. Kimsem kalmadı. Birine ihtiyacım var.
Adım Amanda Todd.
(rulokatiseverim gönderdi)
(Kaynak: infinitetimeinfinite, klavyeninarasindakiekmekparcasi gönderdi)
Herkesin başına her şey aynı şekilde geliyor. İyiyle kötünün, cömertle cömert olmayanın başına gelen şey aynı. İyi adam nasılsa suç işleyen de öyle. Yemin edenle yeminden korkan aynı birbiri gibi. Hayatta her şeyde bela şu ki: Herkesin başına gelen şey aynı. Hem de insanoğlunun yüreği kötülükle dolu ve ömürleri boyunca yüreklerinde delilik var ve sonra ölülere katılıyorlar. Çünkü bütün, yaşayanlarla beraber olmak için ümit var. Çünkü sağ köpek, ölü aslandan iyi. Çünkü yaşayanlar biliyorlar ki ölecekler. Fakat ölüler bir şey bilmez. ve artık onlar için bir ödül yok. Çünkü onların anılması unutulmuş.
(hayatingidikladigikiz gönderdi)
